SON DAKİKA

ÖLÜMÜNE DİNLENMEK.
12:52
18 Temmuz 2021

Bazen insan  parçası olduğu toprak gibi uzanmak istiyor yer yüzüne. Kıpırdamadan suya sabuna dokunmadan öylece uzanmak. Bir tek nefes almak, onuda hakkıyla bütün hücrelerimizde yaşamak.

 

Bunca koşuşturmaca, telaş arasında bıkkınlık geliyor ara sıra insana.Bu çok normal. Şöyle bir bakınca günlük yaşama. Ödenecek faturalar, iş peşinde koşturmacalar, özel ilişkiler, genel etkileşimler  yapılacak görevler, sevilmekten çok sizden sevilmeyi bekleyenler kısacası hep sizden gidenler. Tatmin edilemeyen bir dünya, iliklerinize kadar sömürülmüş olmanın verdiği eza.

 

Şimdi  bir anda olsa boş verin bırakın bir kıyıya bütün ciddiyetleri, Bu kadar aldırmayın hayata daha önceki milyarlarca insan gibi birgün bizde karışacağız toprağa. İnsan olma gerekliğliğini getirdiyseniz ne gerek var daha çok zorlamaya. Siz mutlu olursanız mutluluk verirsiniz etrafınıza ve mutlu iseniz sizi gerçekten değer verenler zaten mutlu olur dahada. Kimsenin görevi değildir bir başkasını mutlu etmek. Hele birde mutsuzluktan besleniyorlarsa bırakın kendi hallerinde ne çekecekse çeksinler ama size o saplanatıların içine çekmesinler. Aynı sorunu bir kez dinleyin dostunuzdan ikincisine kulak asmayın üçüncüsünde uyarın. zaten çözmek istemiyordur  o problemi tekrar tekrar ne anlamı vartemcid plavı gibi önüne getirmenin.Zamanınız değerli ve hayat yaşamak için var. Yaşayın hazır hayattayken.

 

Alim olmasakta bilgili olmak için okumalı insan, araştırmalı bir iş eylem yapacaksa az bir alt yapısı olması adına öğrenmeli çaba harcamalı. İnsan öğrendikçe daha az konuşur. Ne kadar çok biliyorsa o kadar çok susar. Merak eden olursa ve bilgisinden eminse paylaşır onu. Hava atmak için değil kibirden değil bencillikten enaniyetten değil. Bütün bu erdemlerden uzak olunca insanlar farkındamısınız etraflarındaki insanları ne kadar çok yoruyorlar. Hor görüp kibarca kovuyorlar.

 

Şöyle bakınca herkes her konuda bilirkişi olmuş . Siyasetten, Dinden,Fenden, Tarihten aklınıza gelecek her şeyden durmadan dem vurmaktalar. Fanatiklik dalgasına kapılmışlar kontrolsüz laflarını saga sola savurmaktalar. Karşısındaki insanın kim olduğunu düşünmeden yıllarca biriktirdikleri dostlarının gönül saraylarını kırmakta yakıp yıkmaktalar. Bedenlerindeki kalbin ne işe yaradığını sorgulamadan sevgi yerine kini yoğurmaktalar.

 

Bence biz yalnızca insan olarak kalalım. Herkes bildiği işi icra etsin onun hakkında yorum yapsın . Siyaset mecliste kalsın zaten onlarda para karşılığı yapmıyor bu işi? İş diyorum onlarda çalışıyorlar meslekleri bu kutsal bir değer yüklemeyin arada bir kaç kişi çıkar belki ama geneli maşlı çalışan  siyasetçi, Takımlar stadyumlarda kalsın futbolcular sporcu olarak anılsın. Hangi takım sporu sevdiriyor yoksa milyonlarca taraftar için acınası faaliyetler mi sergiliyor. Yoksabu adını telafuz edemediğimiz paralar sizin cebinizemi giriyor. Bir başka takıma adepsiz laflar söyleniyor. Gözleriniz takımınızın renginden başkasını sevmiyor.  İnançlar gönüllerde yuvalansın bu kadar kolay olsaydı ikna etmek kabullendirmek 124 bin peygamber gelirmiydi yeryüzüne. Siz inandığınızı kendiniz yaşıyormusunuz ki bir başkasınının hemen sizin gibi düşünmesini istiyor yoksa hemen afaroz ediyorsunuz. Din adı altında acımasızlık yapıyorsunuz. O temiz olduğunda her şeyin temiz olacağı kalbinizi ne kadar sıklıkla manevi sorguya çekiyorusunuz.

 

 

 

 

 

 Bütün insanlık insan gibi yaşasın kimsenin özgürlüğü bir başkasını rahatsız etmiyorsa kimse kimseye karışmasın. Kim verdiki bu görevi bize. Bizim gibi düşünmeyeni illa bizim gibi düşünmesi için taciz edeceğimize. Kim Verdi bu hakkı daha karşımızın dilinden dökülmeden kelimeleri niyet okuyuculuk sevdasını. Bence biz bu yok edici ve ayırıcı sevdadan vazgeçelim. En kolayı gerçekten sevmek o yüzden gelin sevelim. İstediği gibi yaşasın insanlar topluma zarar vermeden. Renkler hayat bulsun, düşünceler farklılaştıkça gelişsin. Her insan sanatsal bir faaliyetle uğraşsın. İnançları kitaplardan peygamberlerden öğrensin. Birileri ne der diye birilerinin dediği ile amel etmesin. Zamanı anlamsızca öldürmesin.

 

Gözlerimizden kalbimize giden o yolu kapatmayalım. Böyle harika bir ülkeyi bu kadar değerli insanlarımızı  gereksiz  tartışmalarla yormayalım ve bu çekilmez yükün altında bireyler olarak bizler kalmayalım…

Yoksa usanmış, yorulmuş, inancını yitirmiş bir toplum ÖLÜMÜNE DİNLENMEK isteyebilir…

 

Yasin PAMUK

  

 

ÖLÜMÜNE DİNLENMEK.

 

Bazen ölü gibi,

Ölümüne dinlenmek istiyor insan,

Sırtını yaslayıp toprağa kıpırdamadan.

Rüzgarın müziğinden başka ses duymadan.

Bir başka acıyla yuvarlanmadan.

 

Göz kapaklarımın altında saklı bir dünya,

Gerçek sandıklarımın hepsidir hülya,

Bütün evren benim için dönermiş güya.

Ulaşırım demiştim de anladım rüya.

 

Teninin dokusu ipekten kumaş,

Ne ben seni yorayım nede sen uğraş,

Kurunun yanında bendim yanan yaş,

Koymadın omuzumda bir akıllı baş.

 

Aşık olmak için isim yazarlar,

Aşık Yasin desem güler geçerler.

Sırca gönlümüzle alay ederler.

Kemiksiz dil ile ferman biçerler.